Çocuklarda Sorumluluk Duygusu

Sorumluluğu Öğrenmek

Sorumluluğu öğrenmek, diğer becerileri öğrenmek gibidir. Çocuk bir konuda ne kadar fazla deneyime sahip olursa, o kadar başarılı olur. Bir çocuk, aldığı görevlerin üstesinden geldikçe, sorumluluk duygusunu daha çok geliştirmeye başlar. Kişisel özellikler belirleyici olsa da genel olarak sorumluluk, öğretilen ve kazandırılan bir beceridir. Çocuğun hayatındaki her beceriyi öğreten ve geliştirmesine yardımcı olan anne-baba olarak bizler, sorumluluk duygusunun gelişiminde önemli bir rol oynarız.

Sorumluluk duygusu, sadece görevleri yerine getirmek için kazanılması gereken bir kazanım değildir. Aynı zamanda çocuğun kendi becerilerini geliştirmesi ve davranışlarının sonucunu fark etmesi için gereklidir. Bu süreç, çocuğun sosyal uyumunu da sağlar. Davranışlarının sonucunu kabul edebilmek, karşılaştığı sorunları kendi başına çözebilmek, duygu ve düşüncelerini uygun şekilde ifade edebilmek; ayrıca başkalarının duygu ve düşüncelerini anlayabilmek bireysel sorumluluk bilinci kadar sosyal sorumluluk bilincinin gelişimine de katkıda bulunur.

Çocuğun kendi kararlarını alabilen, yüksek özgüvene sahip bir birey olarak gelişimi, büyük ölçüde ona sunulan fırsatlara ve ebeveyn tutumlarına bağlıdır.

Çocuğa Nasıl ve Ne Zaman Sorumluluk Öğretilmeli?

Sorunun cevabı gelişim dönemi içinde gizlidir. Çocuklar, fiziksel, sosyal veya bilişsel beceriler kazandıkça, hayatla ilgili çeşitli sorumluluklar almaya hazır hale gelirler. Çocuk, yaşayarak ve yaparak öğrenir. Bu nedenle, sorumluluk duygusunun gelişiminde en etkili yöntemlerden biri, çocuğun davranışlarının sonuçlarını deneyimlemesine fırsat vermektir.

Koruyucu tutum, çocuğun sorumluluk hissini ve bağımsızlık duygusunu engeller. Bu tarz bir tutumla yetiştirilen çocuklar, kendi kararlarını almakta veya sorunlarını çözmekte güçlük yaşarlar. Anne-babalar genellikle çocuklarını olumsuzluklardan korumak için hayatlarını kolaylaştırmaya çalışırlar. Koruyucu ebeveynler, bebeklikten itibaren çocuğun işlerini kendileri üstlenirler. Örneğin, “O yiyemez, çocuktur”; “O giyemez” diyerek çocuğun ihtiyaçlarını karşılarlar. Sabah kıyafet giydirmek, ayakkabı bağlamak veya ödevle ilgili araştırmalar yapmak gibi işler, kısa vadede olumsuz sonuçları önlüyor gibi görünse de uzun vadede özgüven ve kişilik gelişimini olumsuz etkileyebilir.

Birisi sizin yerinize sürekli işlerinizi yapsa, siz çaba gösterir miydiniz? Çocuklar da etrafındaki yetişkinlerden destek alan becerileri geliştirme ihtiyacı duymaz. Ancak bir gün bu destek azaldığında, ciddi zorluklarla karşılaşabilirler. Zamanında gelişmeyen beceriler, ileride kazanılmak için daha fazla çaba gerektirir.

Korumacı tutumun diğer ucunda ise çocuktan mükemmel sonuçlar beklemek yer alır. Örneğin, çocuk yemek yerken döküp saçabilir ya da bir bardak taşırken elinden düşürebilir. Anne-babanın bu gibi durumlarda eleştirel yaklaşıp “Dur, dökeceksin” ya da “Sen yapamazsın” gibi tepkiler vermesi veya işleri kendi üstlenmeleri, sorumluluk duygusunun gelişimini engeller.

Başka bir aile tutumu olan destekleyici yaklaşım, çocuğun sınırlar içinde karar almasına ve bu kararların sorumluluğunu taşımasına fırsat tanır. Bu yöntem, sorumluluk içeren bir yaklaşımdır ve aynı zamanda öz disiplin ile kendini yönlendirme becerisini geliştirir. Bu tutumu benimseyen aileler, ev işleri konusunda çocuktan yardım beklediklerini net bir şekilde ifade ederler. Böylece başlangıçta çocuğun acemice yaptığı işler, zamanla deneyim kazanmasına ve sorumluluk bilinci geliştirmesine olanak sağlar.

Bu nedenle, çocuğun kendi odasını veya yatağını toplamasına imkan tanımak, sofrayı kurma, alışveriş, araba temizliği gibi konularda destek istemek, “sorumluluk” bilinci kazandıracak ve destekleyici bir ortam yaratacaktır. Böyle bir çevre, çocuğun kendine yetebilmesine ve kendini yönetmesine olanak sunacağı için özgüven gelişimine de katkı sağlayacaktır.

Sorumluluk duygusunu geliştirmek için anne-babaların, istedikleri davranışları sergileyen bireyler olmaları önemlidir. Çocuklar oldukça iyi gözlem yeteneğine sahiptir. Anne-babanın, çocuklarına öğretmek istedikleri davranışlar için model olması etkili bir yöntemdir. Eğer anne-baba, günlük hayatla ilgili sorumlulukları isteksizce ya da aksatarak yerine getiriyorsa, çocuk için sorumluluk, kaçınılması gereken bir durum olarak algılanabilir.

Bir diğer dikkat edilmesi gereken nokta, çocuğun yaşına, cinsiyetine ve kişilik özelliklerine uygun görevler yapmasına olanak sağlamak ve sergilediği olumlu davranışları pekiştirmektir. Ayrıca, küçük yaştan itibaren önce çocuğun kendisiyle ilgili sorumlulukları (üstünü giymek, oyuncaklarını toplamak gibi) öğrenmesini desteklemek, ardından evle ilgili sorumlulukların (örneğin kahvaltıya yardım etmek, masa hazırlamak gibi) paylaşımını beklemek, son olarak da sosyal sorumluluklar konusunda model olmak (örneğin ağaç dikmek, yardımlaşma, çöpleri yere atmamak gibi) bilinç kazandırmak açısından önemli adımlardır.

Çocuğun yaparak ve yaşayarak öğrenmesini desteklemek, sorumluluk bilincini geliştirmek için oldukça etkilidir.

Yaşa Uygun Sorumluluklar Neler Olabilir?

Çocuğumuz kaç yaşında olursa olsun, yapabileceği, yaşına uygun sorumluluklar mutlaka bulunabilir. Önemli olan, çocuğumuzun becerileri çerçevesinde sorumlulukları ondan beklemektir. Farklı yaş gruplarının alabilecekleri sorumlulukları şu şekilde özetleyebiliriz:

5 – 6 Yaş

Okul öncesinden ilkokula geçiş yapan çocuklarımız, kendi ayakları üzerinde durmaya başlar. Kreş ve anaokulu derken, birinci sınıfa başlayan çocukların dünyasında artık yalnızca aile yoktur. Dış dünyaya adım atan çocuk, yeni sorumluluklar ve beceriler edinmeye hazır hale gelir. Kendileri giyinip soyunabilir. Belki hala bu beceriler anne-babanın beklediği kadar hızlı gelişmemiştir. Ancak hızlanmaları için kendi başlarına bu işleri yapmaya devam etmeleri gerekir. Eğer anne-baba sabredemeyip “Ben giydireyim” derse, bu becerinin gelişimi gecikir. Çocuğun bir yere geç kalması söz konusuysa, hazırlık için yeterli süre tanındıktan sonra geç kalmanın sonucunu yaşaması, sorumluluk bilincinin gelişimi açısından oldukça önemlidir. Bu yaş grubundaki çocuklar, kendi işleriyle ilgili sorumlulukların yanı sıra tüm aileyi ilgilendiren bazı görevleri de yerine getirebilir.

7 – 9 Yaş

Bu dönemde, okul çocuğun hayatında önemli bir yer tutar. Sorumlulukların büyük bir kısmı da okul ile ilgilidir. Ödev yapmak, eşyalarına sahip çıkmak, gerekli materyalleri unutmamak, okul ve sınıf kurallarına uymak gibi. Evdeki görevler ise devam eder; çalışma masasını düzenlemek, giysilerini dolaba yerleştirmek, odasını toplamak gibi. Ayrıca, bu yaş grubundaki çocuklar evcil bir hayvanın sorumluluğunu üstlenip bakımını yapabilir.

İlkokul Çocuğuna Sorumluluk Nasıl Kazandırılır?

Çocuğunuzun okul çalışmalarını siz yapmayın! Onun yapması gereken işleri siz mi üstleniyorsunuz? Eğer çocuğunuza bu izlenimi verdiyseniz, “Ben yapmazsam annem veya babam yapar” düşüncesi yerleşebilir. Şimdiye kadar onun görevlerini siz yapmış olsanız bile, bundan sonra davranışlarınızla kararlı olduğunuzu göstermelisiniz. Bu, çocuğun dersleriyle hiç ilgilenmeyeceğiniz anlamına gelmez. Gerektiği yerde doğru bilgiyi vermek ve çalışmasını sürdürebilmesi için yol göstermek önemlidir. Ancak onun yerine işi yapan kişi anne, baba veya başka biri olmamalıdır.

Çocuğunuz çalışmasını yaptığında, odasını topladığında veya söz verdiği saatte evde olduğunda, bu davranışı için onu takdir etmelisiniz. Yaptığının doğru bir şey olduğunu anlamasına yardımcı olun. Çocuğunuzu motive ederek cesaretlendirin. Ancak, sorumluluklarını yerine getirmediğinde bu davranışın doğru olmadığını, herkesin yerine getirmesi gereken görevler olduğunu ona uygun bir dille açıklayın. Unutmayın, onu hangi yöne yönlendirirseniz, o yönde ilerleyecektir.

Motive Eden Sorumluluklar Verin!

Ebeveyn olarak çocuğunuzu iyi tanıyor ve onu nelerin motive edebileceğini biliyorsunuzdur. Yeteneklerini ve keyif aldığı işleri göz önünde bulundurarak çocuğunuza uygun sorumluluklar vermenizi öneririz. Örneğin, çocuğunuz dışarıda zaman geçirmeyi seviyorsa ona bahçe temizliği gibi basit bir görev verebilirsiniz. Eğer evcil bir hayvanınız varsa, bakımını üstlenmesini isteyebilirsiniz. Yemek yapmaktan hoşlanan bir çocuğunuz varsa, mutfakta size yardım etmesine fırsat tanıyabilirsiniz.

Sorumlulukları Gözünde Büyütmeyin!

Çocuğunuzun sorumluluklardan korkmasını önlemek için ona gözünde büyüteceği işler vermeyin. Örneğin, karışık haldeki odasına girip “Burası bir saat içinde tertemiz olacak” demek yerine, işleri parçalara bölerek “Kirli eşyalarını ayırır mısın?” veya “Dolabını düzenler misin?” gibi daha az korkutucu ifadeler kullanmaya özen gösterin. Eğer çocuğunuz, yapılması gereken çok sayıda ödev olmasına rağmen bilgisayar başından kalkmıyorsa, unutmayın ki tıpkı yetişkinler gibi onlar da “bitmeyecek” gözüyle bakabilir ve erteleyebildikleri kadar erteleyebilirler. Böyle bir durumda, yine aynı yöntemi uygulamak etkili olabilir. Örneğin, “Bu dersin ödevlerini bitirdikten sonra yarım saat oyun oynayabilirsin” gibi bir ifadeyle çocuğunuzu motive edebilirsiniz.

Buradaki önemli nokta, çocuğun karşısına aşırı zor görevler çıkarmadan, yapabileceğine ve başarabileceğine dair cesaretlendirmek ve desteklemektir.

Öneriler

  • Çocuğunuza aldığı sorumlulukları yerine getirebilmesi için fırsat tanıyın ve eğer yardıma ihtiyacı olursa ona destek sağlayacağınız konusunda güven verin. Rutinler oluşturmak önemlidir çünkü bu rutinler, sorumluluklarını daha kolay öğrenmesine yardımcı olur. Örneğin, “Okuldan geldikten sonra giysilerini etrafa bırakmak yerine dolaba yerleştirmen gerekiyor” gibi basit bir hatırlatmada bulunabilirsiniz.
  • Çocuğunuza uygun bir sorumluluk listesi hazırlayın. Bu listeyi kullanarak, sorumluluklarını yerine getirebileceği işleri seçmesine olanak tanıyın. Ona doğru kararlar verebileceği konusunda güveniniz hissettirmeyi unutmayın. Sorumluluklarını yerine getiremediği zaman, onu cezalandırmak yerine başarı sağladığında onu motive edecek şekilde destekleyin. “Aferin, çok güzel oldu, başarabileceğini biliyordum” gibi ifadelerle ona güven duymasını sağlayarak sorumluluk bilincini artırabilirsiniz.
  • Her yeni kazanım, acemice başlasa da, çocuğunuz sorumluluk bilinci kazandıkça zamana ve sizlerin sabrına ihtiyaç duyacaktır. Anne-baba olarak, çocuğunuzun üstlendiği görevleri yerine getirebileceğine olan inancınızı ona hissettirmelisiniz ki, o da kendine güvenebilsin. Ayrıca, anne-baba olarak kendi sorumluluklarınızı yerine getirirken doğru bir rol model olmanız da çok önemlidir.
  • Çocuğa sorumluluk vermek, yeni bir davranış öğretirken ilk adım olarak ‘BİLGİLENDİRME’ yapılmalıdır. Çocuğa “Biz böyle yaptık, çünkü biz her şeyi biliyoruz” yerine, istenilen davranışın neden önemli olduğunu anlatmalı ve gerekli bilgileri vermelisiniz. Nedenini anlamayan çocuk, kuralları içselleştiremeyecek ve sorumluluklarını yerine getirmekte zorluk çekecektir.
  • Yeterli açıklamalar yapıldıktan sonra istenen davranışın mutlaka ‘TAKİP’ edilmesi gerekir. Çocuğunuzun, anne-babasının söylediklerini unutmayıp düzenli olarak uyguladığından emin olun. Olumlu ya da olumsuz ‘GERİ BİLDİRİM’ vererek, çocuğun davranışlarının nasıl değiştiğini gözlemleyin. Olumlu bir değişim gösterdiğinde, davranışını takdir edin ve motivasyonunu artırmak için pekiştirme yapın. Olumsuz bir davranış gözlemlendiğinde ise bu durumu tekrar ele almalı, sorunları ve olası nedenleri konuşarak yeni çözümler üretmelisiniz.
  • İstenilen davranış ve sorumluluk yerine getirilmediğinde, konunun unutulmasına fırsat vermemeli, gerekli ‘HATIRLATMA’ larla çocuğunuzu yönlendirmelisiniz.

Dijital Çağda Sağlıklı Çocuk Yetiştirmek

Çocuklarda Teknoloji Kullanımı ve Ebeveyn Yaklaşımları

Küresel ölçekte yaşadığımız pandemi süreci, hepimizin olduğu gibi çocuklarımızın yaşamını da önemli ölçüde değiştirdi. Bu dönem sonrasında teknoloji kullanımının artması ise oldukça doğal bir sonuçtur. Ayrıca çocuklarımızın merak duygusunu kontrol edememesi, sıkılmaları, yeni bir şey yapacak bulamamaları, sosyal ilişkiler kurmakta zorlanmaları ya da sanal dünyada, gerçek hayatta başaramadıkları şeyleri kolayca yapabilmeleri gibi faktörler, teknoloji kullanımının artmasına yol açabilmektedir.

Doğru seçilmiş ve sınırlı kullanımı sağlanan bilgisayar programları, çocukların zihinsel gelişimini destekler. Bu süreçte ebeveynler, çocuklarının bilgisayar başında geçirdikleri süreyi, oynadıkları oyun türlerini ve izledikleri içerikleri dikkatle izlenmelidir. Aksi takdirde, bilinçsiz teknoloji kullanımı, çocuklar üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir.

Ebeveynlerin, çocuklarının teknoloji kullanımlarına dikkat ederken, özellikle çocuklar için uygun olmayan içeriklere sahip uygulamalardan, canlılara zarar veren, korku ve şiddet öğeleri barındıran oyunlardan ve yayınlardan, olumsuz davranışları ve argo dil kullanımı teşvik eden içeriklerden, ekranlarda maruz kalınan karakterlerin yaşa uygun olup olmadığından, fotoğraf ve videoların tüm kullanıcılara açık paylaşıldığı uygulamalardan kaçınmaları önemlidir.

Teknolojinin sunduğu fırsatlar, günlük yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, aşırı ve kontrolsüz kullanımının olumsuz etkileri özellikle çocuklarda çeşitli problemler yaratabilir. Bunlar arasında düşünce süreçlerinde bozulmalar, sosyal gelişim geriliği, düşük özgüven, yüksek sosyal kaygı, dürtü kontrol bozuklukları, uyku düzenindeki olumsuzluklar, fiziksel ağrılar, kilo artışı ve görme problemleri yer alabilir.

İçerik Kontrolü ve Bilinçli Kullanım

İzlediği veya oynadığı içeriklerin yaşına uygun olup olmadığını nasıl anlayacağı ve bu içerikleri nasıl kontrol edeceği çocuğa öğretilmelidir. Eğlence dünyasında, her gün onlarca yeni oyun ve yayın (dizi, film, video vb.) piyasaya sürülmektedir; bu nedenle çocuklar için zararlı içerikleri listelemek oldukça zordur. Ancak, içeriklerin derecelendirme sistemleri ebeveynlere yardımcı olabilir. Oyun sitelerinde veya oyun detay sayfasında yer alan semboller ile yayınlardaki akıllı işaretler, doğru seçimler yapılmasını sağlayabilir.

Çocukların ziyaret ettiği siteleri takip etmek için internet tarayıcısındaki “geçmiş” ve “sık kullanılanlar” bölümleri kullanılabilir. Ayrıca, bilgisayarlara ebeveyn denetim yazılımları yükleyerek, çocukların zararlı sitelere girişleri engellenebilir. Bu yazılımlar, belirlenen koruma seviyelerine göre işlev gösterebilir.

Çocukları kontrolsüz oyunlar ve içeriklerden uzak tutmak adına aile oyunları veya film geceleri gibi kaliteli zaman aktiviteleri artırılabilir. Çocuklar sıkıldıklarında tablet ve telefonlara yönelme eğilimindedirler; ancak ebeveynlerin, birlikte geçirdikleri zamanı eğlenceli hale getirmeleri önemlidir. Teknolojik araçlar hayatımızın her anı için değil, sadece gerekli olduğunda kullanılmalıdır ve bu mesaj çocuklara verilmelidir.

Teknolojik Cihazların Amacına Uygun Kullanımı

Teknolojik cihazlar çocukları sadece “oyalamak” için kullanılmamalıdır. Bunun yerine, ebeveynler farklı yöntemler geliştirebilir. Örneğin, küçük yaştaki çocuklar için boya kalemi, defter veya oyun hamuru taşınabilirken, daha büyük yaş gruplarındaki çocuklar yanlarında kitap taşıyarak boş zamanlarını verimli şekilde değerlendirebilirler.

İnternette yalnız kalan çocukların karşılaşabileceği tehlikeler hakkında yaş düzeyine uygun ve açık bir dil ile konuşulmalıdır. Kişisel bilgilerin (isim, yaş, adres, okul bilgileri vb.) asla paylaşılmaması gerektiği, online oyun oynadıkları kişilere bu bilgilerin verilmemesi gerektiği çocuklara açıkça anlatılmalıdır. Ayrıca, bu oyunlar aracılığıyla zarar vermek isteyen kişilerin olabileceği ve dikkatli olmaları gerektiği belirtilmelidir.

Çocukların her fırsatta sosyalleşmelerine olanak tanınmalı, akran gruplarında kendilerine yer edinmeleri sağlanmalı ve arkadaşlık ilişkileri desteklenmelidir.

Ebeveyn Davranışlarının Model Olması

Ebeveynler, teknolojiyi ne amaçla kullandıklarını çocuklarıyla paylaşmalıdırlar. İnternetten bir bilgi araştırıldığında, işle ilgili evrak hazırlanırken, e-posta gönderildiğinde, arkadaşlarla iletişim kurulduğunda veya alışveriş yapıldığında, bu etkinlikler hem çocuğa söylenmeli hem de gösterilmelidir. Bu şekilde çocuklar, teknolojinin faydalı yönlerini keşfederken, aynı zamanda teknolojiyi doğru ve verimli kullanma konusunda bilgi sahibi olurlar.

Olumsuz Etkilere Karşı Duyarlılık

Çocuklar sakıncalı içeriklere maruz kaldığında ya da olumsuz etkiler yaşadıklarında içe kapanma, davranış değişikliği, duygu durumundaki dalgalanmalar, kabuslar görme, ani öfke patlamaları ve iletişimde azalma gibi belirtiler gözlemlenebilir. Böyle bir durumda sakin kalınmalı ve çocuklarla güven temelli bir ilişki kurulmalıdır. Küçük yaşlardaki çocuklar için çizdikleri resimler ebeveynlere bir ipucu verirken, büyük yaştaki çocuklarla sağlıklı bir ortamda iletişim kurarak, duygularını ve düşüncelerini ifade etmeleri sağlanabilir. Eğer çözüm sağlanamıyorsa, uzman desteği almak faydalı olacaktır.

Örnek Olmak ve Sınırlar Koymak

“Çocuklar, ebeveynlerini örnek alır. Bu yüzden, her konuda olduğu gibi bu konuda da onlara örnek olabilmek için, çocuklarımızla birlikte kitap okuyabilir, dijital oyunlar yerine kutu oyunları oynayabilir ve fırsat buldukça açık hava aktiviteleriyle güneş ışığından yararlanarak vakit geçirebiliriz. Ekran kullanımı için belirli bir süre belirleyip, aile olarak kurallar koyarak bunlara uyabiliriz. Çocuklar uzun süre televizyon veya tablet karşısında vakit geçiriyorsa ve göz sağlığıyla ilgili şikayetleri varsa, mutlaka bir göz doktoruna danışmalıyız. Ayrıca, herhangi bir şikayetleri olmasa bile çocuklarımızı düzenli göz muayenelerinden geçirmeliyiz.”

Popüler Oyunlar ve Riskleri

Aşağıda çocukların günümüzde en çok oynadığı oyunlar listelenmiş ve içerikleri hakkında kısaca bilgi verilmiştir:

BRAWL STARS

Çocuklarda saldırganlık, bağımlılık ve çalma davranışının ortaya çıkmasına neden olabilecek olumsuz içerikler bulunmaktadır. Oyun; satın almaya zorlayan, aşırı rekabetçi ögeleri barındırıyor.

MINECRAFT

Oyun, hayatta kalma ve yapı inşa etme üzerine tasarlanmıştır. İnşa etme modunda, yaratıcılık ve görsel dikkat becerilerini artıran içeriklerle karşılaşılabilir. Fakat hayatta kalma modunda, öldürme ve şiddet unsurları öne çıkmaktadır. Çevrimiçi olması nedeniyle, çocuklar, tanımadıkları kişilerle iletişime girme ve yaşlarına uygun olmayan içeriklere maruz kalma riski taşır.

AMONG US

Birçok video oyunu gibi, Among Us da belirli yaş grupları için riskler taşıyor. Oyun, düşük grafiklere sahip ve eğlenceli bir arkadaş grubu oyunu olsa da, içinde yer alan eliminasyon animasyonları ve öldürme sahneleri, vahşet içerikleriyle birlikte sunulmaktadır. Bu tür içerikler, özellikle 13 yaş altındaki çocuklar için uygun değildir.

Ayrıca oyunun sohbet kısmı, her yaş grubundan çocuk oyuncular için bir başka risk faktörü oluşturur. Uygunsuz ifadeler ve zararlı içerikler, ebeveyn denetimi yapılmadığı takdirde çocukları olumsuz yönde etkileyebilir. Sohbet özelliği aktif olduğunda, çocuklar oyun sırasında bu tür uygunsuz kelimelerle karşılaşabilir ya da olumsuz mesajlar alabilirler.